Blogger Template by Blogcrowds.

Katre-i Matem


Yazarın ilk kitabını okuduğumda kelimeleri çok eski dilde bulmuştum. Bu kitapta alıştım sanırım ve bu kitabı daha çok sevdim.

Kitap Lale devrinde geçiyor. Patrona Halil isyanı ile son buluyor. Aşk tadında tarihi bir macera kitabı.

Kitabın başlığı "Yek Cinayet Şasi ıı Şeş Suâl” günümüz diliyle yani “1 Cinayet: 66 Soru” . son derece ilgi çekici değil mi?

İçindeki tarihi bilgiler ne kadar doğru bilemiyorum ama yine de enterasan. Lale soğanlarının çalınarak Hollanda'ya ve diğer Avrupa ülkelerine gittiğini yazmış kitapta yazar.  Lale devrinin zenginin daha zengin, fakirin de daha fakir olduğu bir dönemi yansıtmış. Tanıdık geliyor mu ?

Katre-i Matem, elyazması bir kitabın hikâyesi olarak başlıyor. Aşık olduğu kadını, evliliklerinin ilk gecesinde bir cinayete kurban veren ve bu cinayetin katili olmakla suçlanan Şahin’in, katilleri bulma mücadelesini anlatıyor.

GİRİZGÂH


Kalemimi hokkaya bandırdığını şü anda -ki Nevşehirli /kı­nını İbrahim Paşayı tarımdan; Sultan III Ahmet’i de tahtından eden cehennemden nişan Eylül İhtilalinin üzerinden henüz iki hafta geçti- şahit olduğum olayları yazıp yazmamakta kararsız sayılırım. Bilemiyorum. Yazmalı gerekliğini düşündüğüm şeyler bir bakıma devlete ait sırlan ifşa etmek gibi bir ihanetin ağırlı­ğını da vicdanıma yükleyecek. Öte yandan Şark ‘m kutsal çiçeği laleye dair yorumlarda bulunacak belki şüküfeciyan esnafını gücendirmiş de olacağım. Ama birisi çıkıp yiğit Şehzade Ah­met’i, aşağılık isyancıların yaptıklarını, cennete benzeyen İstan­bul’u ve Sadabat’n laleye kattığı zarafeti anlatmazsa bu dahi tarihe ve şehre haksızlık sayılırdı. Haddim olmayarak işte ben bu zorlu işe kalkıştım.

İmdi, bütün olup bitenleri 66 babda -bilirsiniz, “lale” adının ebced hesabındaki karşılığı 66 eder- size hulasa etmeye çalışacağım. İki denizin kucağında, iki karanın elleri üstünde zara/et­le parlayan istanbul’da, eylül yapraklarının elediği bu hüzünlü günlere dair yazacaklarım belki de can güvenliğim kadar halk içindeki itibarımı da zedeleyecektir, ne ki gerçeklerin de üstü örtülmemelidir diye düşünüyorum. Hani şair “Bir hakikat kat­masın dünyada Allahım nihan” der ya; işte öyle. Öte yandan, eğer okunmayacaksa gerçekleri yazmanın kime ne yararı olabi­lir kim­ileri de belki yırtar atarım!..


 

0 yorum:

Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa